Herkese açık koleksiyon

Yaşayan arşiv

Dil, tarih, sanat, bilim ve iç dünyada arayın. Her sonuç; bağlamına, kaynağına ve bir sonraki fikre açılır.

1.965açık kart
28konu
2dil

Ara ve süz

Aklınızdaki düşünceyi bulun.

1.965 kart, herkesin erişimine açık

Üç ayrı yol

Bir ruh hâlinden başlayın.

Rotayı biraz açık bırakınBana beklemediğim bir fikir ver

Arşiv dökümü

1.965 kart, herkesin erişimine açık

Sayfa 15 / 82
Q0353
DinginlikEdebiyat

Tanrı’dan öyle çok şey öğrendim ki artık kendime Hristiyan, Hindu, Müslüman, Budist ya da Yahudi diyemiyorum.

Bu söz genellikle Divan’dan birebir, el yazmasına dayanan güvenli bir çeviri olarak değil; Hafız’ın modern İngilizce yorumları üzerinden karşımıza çıkar. Hafız İngilizcede sık sık evrensel ruhani özdeyişe dönüştürülür; bu yüzden kaynak ayrımı değerlidir. Duygusu yine de onun coşkulu açıklığına yakındır: ilahi temas, bağlılığı sığlaştırmadan dinî kimliğin sınırlarını gevşetebilir.

Q0354
DinginlikEdebiyat

Görüşlere fazla önem vermemelisin. Yazılı söz değiştirilemez; görüşler ise çoğu zaman yalnızca umutsuzluğun ifadesidir.

Kafka’nın Dava romanından (1914–15’te yazıldı, ölümünden sonra 1925’te yayımlandı). Katedral sahnesinde bir rahip, Josef K.’ya “Yasa Önünde” meselini anlatır; bu cümle, meselin yorumu üzerine giriştikleri düellodan gelir: Metin sabittir, ama çevresindeki yorumlar durmadan çoğalır. Kafka bunu görüşün kendisine dair bir uyarıya çevirir — görüş çoğu zaman kavrayış değil, otorite kılığına girmiş kaygıdır.

Q0356
DinginlikEdebiyat

İçime o kadar çok bıçak saplandı ki biri bana çiçek uzattığında onun ne olduğunu tam çıkaramıyorum. Zaman gerekiyor.

Bukowski’ye yaygın biçimde bağlanır; ancak doğrulanmış bir kitap ya da şiir kaynağı yoktur. İmgenin gücü, romantik acıdan değil hasar görmüş algıdan söz etmesindedir: Yeterince zarardan sonra iyilik bile tanıdık gelmez, adeta okunmaz olur. Söz, “zaman alır” diye ekler — umutlu kısım da işte o itiraftır.

Q0357
DinginlikEdebiyat

Bebeğim, ben bir dahiyim; ama bunu benden başka kimse bilmiyor.

Bukowski’nin Factotum (1975) romanından; sözü söyleyen, yazarın edebi ikizi Henry Chinaski’dir. Komikliği hem kabadayılık hem öz-parodi olmasındadır: Sarhoş, hiçbir işte tutunamayan avare, iç dünyasının dünyanın görebildiğinden büyük olduğu gizli inancını yine de korur. Elli yıl sonra internetin yarısı Chinaski’nin bu böbürlenmesini ironisiz alıntılıyor — Bukowski buna epey gülerdi.

Q0363
DinginlikEdebiyat

Başkalarında bizi rahatsız eden her şey, bizi kendimizi anlamaya götürebilir.

Bu söz Jung’un Anılar, Düşler, Düşünceler kitabında, yabancı kolektif ruhlarla ve insanın kendi sınırlarıyla karşılaşması üzerine bir bölümde yer alır. Uygulama bağlamında basit bir ‘başkaları aynadır’ sloganı değildir; rahatsızlık, kendi varsayımlarımızın, yansıtmalarımızın ve kör noktalarımızın başladığı sınırı gösterebilir.

Q0365
DinginlikEdebiyat

Doğru ya da yanlış, zaman zaman bir şeyi kırmak çok hoştur.

Sıkça Dostoyevski’ye bağlanır; kaynak işi sahiden karışıktır — sürümleri kâh defterlerine kâh gazete yazılarına dayandırılır ve tek bir pasaj tartışmayı kapatmamıştır. Kışkırtma olarak ona layıktır ama: Yıkmak, benliğin hâlâ gücü olduğunun kanıtı gibi gelebilir. Yeraltından Notlar, koca bir anlatıcıyı tam da bu iştahtan kurdu.

Q0366
DinginlikEdebiyat

Bu dünyada hakikati söylemekten daha zor hiçbir şey yoktur. Dalkavukluktan daha kolay hiçbir şey de yoktur.

Suç ve Ceza’dan (1866) — edebiyatın en tekinsiz karakterlerinden Svidrigailov’un Raskolnikov’la konuşurken söylediği söz. Kimi çeviriler “doğruyu söylemek” yerine “açık sözlülük” der. Gözlem soyut değil, toplumsaldır: Hakikatin duyulabilmesi için hassas ayar gerekir; yaltaklanma ise baştan aşağı yalan olup yine de hoşa gidebilir. Kamusal hayatın epey bir kısmını bu bakışımsızlık açıklar.

Q0369
DinginlikEdebiyat

Ama insan nasıl yaşayıp da anlatacak bir hikâyesi olmaz?

Bu söz genellikle Dostoyevski’nin erken dönem duygusal anlatısı Beyaz Geceler’e bağlanır; hikâyede hayalperest anlatıcı ile Nastenka karşılaşır. Cümle dramatik bir biyografiden fazlasını ister: bir hikâyeye sahip olmak, özlemin, hatanın ve umudun sana ne yaptığını anlatacak kadar kendi hayatını fark etmiş olmaktır.

Q0373
DinginlikEdebiyat

Hayal edebileceğim en hüzünlü şey, lükse alışmaktır.

Otobiyografisi My Autobiography’den (1964). Chaplin, Güney Londra’da ağır bir yoksulluk içinde büyüdü — düşkünler evleri, akıl hastanesine yatırılan bir anne, aç geçen geceler — ve dünyanın en zengin sanatçılarından biri oldu. Cümle, konforun unutkanlığına karşı bir uyarıdır: Lükse alışmak, dünyanın çoğu için günlerin gerçekte nasıl hissettirdiğini unutmaktır.

Q0374
DinginlikEdebiyat

Zaman büyük yazardır. Her zaman kusursuz sonu yazar.

Chaplin’in gençliğinin kabare dünyasına ağıtı olan Sahne Işıkları’nda (1952) Calvero’nun repliği. Yaşlanan palyaço hikâyesinin nasıl biteceğini seçemez — sönen şöhret, yorulan bir kalp — bu yüzden kalemi zamanın kendisine bırakır. Tesellinin ucunda bir boyun eğiş vardır: Son doğru olacaktır, ama onu yazan biz olmayacağız.

Q0375
DinginlikEdebiyat

Bir cinayet insanı kötü yapar. Milyonlarcası kahraman yapar. Sayılar kutsar.

Chaplin’in savaş sonrası kara komedisi Mösyö Verdoux’da (1947), zengin dulları öldüren eski banka memuru Verdoux’nun mahkemedeki ürpertici mantığı. 18. yüzyıl şairi Beilby Porteus’un “Bir cinayet cani yaratır; milyonlarcası kahraman” dizesini yankılayan replik, ahlak aritmetiğine yönelik bir hicivdir: Toplum küçük katili asarken, endüstriyel olanına madalya takar. Film 1947 seyircisini öfkelendirdi; itibarı ise yıllar içinde hep büyüdü.