Bakış, sabır, dikkat

Dinginlik

Gürültü biraz dinsin.

Dinlenmek, berraklaşmak ve tepkiyle yanıt arasındaki boşluğu yeniden duymak için daha sakin bir düşünce alanı.

603 kartSayfa 2 / 26Bağlam ve kaynaklarla

Editörün notu

Sessiz oda

Burada dinginlik geri çekilmek değil, dikkatin başka bir biçimidir. Kartlar; uykudan bakış açısına, duygusal dengeden kalabalık bir günü yaşanır kılan küçük alışkanlıklara uzanır.

Q0131
DinginlikEdebiyat

İki büyük sessizlik arasında kısa bir yolculuktayız; asıl mucize, hayatın sona ermesi değil, bize bir kez verilmiş olmasıdır.

Rubâiyat, şair-matematikçi Ömer Hayyam’a (1048–1131) atfedilen Farsça dörtlükler geleneğidir; Batı’da Edward FitzGerald’ın serbest çevirisiyle ünlenmiştir. Bu söz, Hayyam’a bağlanan temel duyguyu taşır: Hayatın kırılganlığı onu küçültmez; tersine, yaşanan anı daha değerli kılar.

Q0133
DinginlikEdebiyat

Ve sırf sen bir rüya olduğun için, çok uyuyorum.

İnternette Filistinli şair Mahmud Derviş’e yaygın biçimde bağlanır; ancak sağlam bir şiir ya da kitap referansı yoktur, dolayısıyla atıf belirsiz kalır. Yine de onun duygusal iklimine uyar: Derviş’in şiirinde aşk ve sürgün, sıradan hayat onları taşıyamadığında, belleğin ya da düşün içinden girilen yerlere dönüşür.

Q0134
DinginlikEdebiyat

Biz, ruhu olanlar, daha sık ölürüz.

Bu söz Emily Dickinson’ın genellikle ilk dizesiyle anılan ‘Nature — sometimes sears a Sapling’ adlı kısa şiirinden gelir. Şiir yaralanmış ağaçlarla insanın iç dünyasını karşılaştırır: bitkiler hasarı sonraki mevsimlerde görünür biçimde taşır; ruhu olan insan ise küçük iç ölümleri tekrar tekrar yaşayabilir.

Q0139
DinginlikEdebiyat

Bilinçdışını bilinçli kılana dek, o hayatını yönetecek ve sen buna kader diyeceksin.

Jung’un hiç tam olarak yazmadığı en ünlü cümlesi: Düşüncesini özetler, ama Toplu Eserler’inde bu hâliyle geçmez. En yakın özgün pasajlar Aion’dadır (1951); Jung orada, bilince çıkarılmayan iç durumun dışarıda “kader” olarak yaşandığını yazar. Fikir tümüyle ona aittir: Görmezden gelinen iç malzeme kaybolmaz — yansıtma, tekrar ve kader sanılan bir yaşam örüntüsü olarak geri döner.

Q0140
DinginlikZihin

Görülerin ancak kendi kalbine bakabildiğinde berraklaşır. Dışarı bakan düş görür. İçeri bakan uyanır.

Bu söz gerçektir: Jung bunu 22 Ekim 1916’da Fanny Bowditch’e yazdığı, C.G. Jung Letters 1. ciltte yayımlanan mektupta kaleme aldı. Karşıtlık, yönteminin kalbidir: Dışarıya bakmak düşler üretir — fantezi ve yansıtma; içeriye bakmaksa uyanmanın zor işidir: İnsanın kendi niyetleriyle ve gölgeleriyle kılıksız yüzleşmesi.

Q0141
DinginlikEdebiyat

Kendine yalan söyleyen ve kendi yalanlarına inanan bir insan, gerçeği tanıyamaz hâle gelir. Sonunda hem kendine hem başkalarına olan saygısını yitirir. Kimseye saygısı kalmayınca artık sevemez. Dürtülerine boyun eğer, en bayağı hazlara dalar ve sonunda bir hayvan gibi davranır. Ve bunların hepsi, hem başkalarına hem kendine yalan söylemekten gelir.

Bu söz Karamazov Kardeşler’de yaşlı Zosima’nın kendini kandırmaya karşı uyarısından gelir. Dostoyevski burada düzgün bir motivasyon cümlesi kurmaz; insanın kendine yalan söylemesinin önce algıyı, sonra saygıyı, ardından sevme yetisini nasıl aşındırdığını gösterir.

Q0144
DinginlikEdebiyat

Hayat yakından bakıldığında bir trajedi, uzaktan bakıldığında bir komedidir.

Chaplin’in kendi komedi anlayışını özetlediği, röportajlarında yinelediği ve 1977’de ölümünün ardından dünya basınında dolaşan sözü. Sinema dilini hayat bilgeliğine çevirir: Yakın planda bir düşüş, bütün kareyi dolduran bir acıdır; genel planda ise aynı düşüş komediye dönüşür. Mesafe — ister kamerada ister zamanda — trajedinin türünü değiştirir.

Q0145
AzimFelsefe

Kahkahasız bir gün, boşa geçmiş bir gündür.

Halk arasında Chaplin’e mal edilir, oysa düşünce iki yüzyıldan eskidir. Fransız yazar Nicolas Chamfort 1790’larda not düşmüştü: “La plus perdue de toutes les journées est celle où l’on n’a pas ri” — günlerin en kaybı, gülünmeden geçenidir. Chaplin’e atıf, kısmen 1992 yapımı Shining Through filmiyle yayıldı. Yine de ona yakışıyor: Kahkahayı kimse onun kadar hayati gösteremedi.

Q0146
AzimFelsefe

Aşağı bakıyorsan gökkuşaklarını asla bulamazsın.

Chaplin’in 1928 tarihli sessiz filmi Sirk’in 1969’daki yeniden gösterimi için bestelediği ve seksenine yakın bir yaşta kendi sesiyle söylediği “Swing High Little Girl” şarkısından bir dize. Şarkı, filmin açılışında trapezdeki kızın görüntüsüne eşlik eder. Öğüt, ahlaki olmadan önce fizikseldir: Gökkuşağını görmek için önce bakışı yerden kaldırmak gerekir.

Q0147
DinginlikEdebiyat

Hayat, bir denizanası için bile güzel ve muhteşem bir şeydir.

Chaplin’in Sahne Işıkları’nda (Limelight, 1952) canlandırdığı yaşlı kabare palyaçosu Calvero’nun, umudunu yitirmiş genç dansçıyı hayata döndürmeye çalışırken söylediği replik. Denizanası düşünceye oyunbaz bir hava katar, ama sahne ölesiye ciddidir: Calvero intihara karşı konuşmaktadır. Hayatın görkemi, der; mevkiye, başarıya, hatta anlamaya bile bağlı değildir — yaşayan her canlı için oradadır.

Q0148
DinginlikEdebiyat

Anlamı ne yapacaksın? Hayat bir arzudur, bir anlam değil.

Sahne Işıkları’nda (1952) genç dansçı Terry hayatın amaçsız ve anlamsız olduğunu söylediğinde Calvero’nun verdiği yanıt: “Anlamı ne yapacaksın? Hayat bir anlam değil, bir arzudur. Arzu, bütün hayatın temasıdır!” Chaplin burada alaycı değildir; varoluşun kendini bir tez gibi kanıtlaması gerektiği fikrine itiraz eder. Calvero ekler: Gül de yalnızca gül olmayı arzular.

Q0150
DinginlikEdebiyat

Mutsuz evliliklere yol açan şey sevgi eksikliği değil, dostluk eksikliğidir.

Nietzsche’nin büyük aforizma kitabı İnsanca, Pek İnsanca’dan (1878). Bitmiş evliliklerin romantik açıklamasına karşı çıkar: Bağı tutku başlatabilir; ama iki insanın ilk yoğunluk biçim değiştirdikten sonra da buluşmayı sürdürmesini sağlayan şey dostluktur — konuşmayı sürdürebilmek, birbirine ilginç kalabilmek. Kitabın başka bir yerinde öğüdü nettir: Evlenmeden önce sorun — bu insanla yaşlılıkta da sohbet etmekten keyif alacak mıyım?

Q0151
DinginlikEdebiyat

Ruh huzuru ve mutluluk için çabalamak istiyorsan, inan. Gerçeğin öğrencisi olmak istiyorsan, sorgula.

Sahici Nietzsche — üstelik şaşırtıcı derecede erken: Bunu yirmi yaşında, teolojiyi neden bıraktığını açıkladığı, kız kardeşi Elisabeth’e yazdığı mektupta (11 Haziran 1865) kaleme aldı — “Ruh huzuru ve mutluluk istiyorsan inan; hakikatin müridi olmak istiyorsan sorgula.” Sonraki bütün felsefesinin tohumu buradadır: Huzur ile hakikat farklı bedeller ister ve ciddi bir zihin hangi faturayı ödediğini bilmelidir.

Q0152
DinginlikEdebiyat

Biz, rüyaların yapıldığı maddeyiz.

Bu söz Fırtına’da, maskeli oyun dağıldıktan sonra Prospero tarafından söylenir. Shakespeare tiyatroyla faniliği birbirine bağlar: saraylar, oyuncular, hatta dünyanın kendisi sahne yanılsaması gibi dağılır; insan ömrü ise uykuyla çevrilir.

Başka bir odaya geçinMerakYakından bakınca dünya daha tuhaf.